28 Mart 2015 Cumartesi

Çok uzun zaman olmuş bloguma yazmayalı...
Tekrar merhaba demek lazım ...
Merhaba😚
Yazmaya başlamak ve bu sürede yaşananları kısaca anlatmak lazım. ..
Az sonra...

10 Haziran 2011 Cuma

BENİM HAYAT

Uzun zaman oldu da...
Bir göz atayım dedim :)
Nasıl gidiyor hayat?
Benim hayat : İş çok + İzin yok + Aşk çok + Hasret çok + Çeşme yok + İstanbul çok + "Bronz Ten" yok + (Sevgilime Caddebostan sahilde bikini ile güneşlenen kadınları anlatıp, aynı şeyi yapmak istediğimi söyleyince verdiği tuhaf tepki sebebiyle bu yaz) " Beyaz Ten" çok + Çeşme'de bahçeye yayılmak yok + Balkon'da sakız sardunya çok + Adı "Avakoo" olan avakado ağacı çok (1 adet-15cm boyunda:) + Dalış yok + Çalış çok...
Amma bu akşam uçuyorum İzmir'e...
Hafta sonu Çeşme çok + İstanbul yok + Deniz çok + Hasret yok...
*** Avakoo'mu özleyeceğim o başka ...

Bir de anlatmadan yapamayacağım bir anı...
"Acemi Çapkın"
Biz boğaz'da kahvaltı sonrası yürüyüşte...
Yerde bir cüzdan, içi kredi kartı, kimlik dolu...
Sahilde ki balıkçılar, cüzdan sahibi "kız arkadaşıyla" Beykoz tarafına gitti derler...
Biz karıştır cüzdanı, bul bir numara, ara, al sahibin asıl telefonunu...
Çıkmaz mı karşımıza "Acemi Çapkın"ın karısı...
"Acemi Çapkın" nerede?
Gezmelerde...
Cüzdan  yerde...
Hem de Kanlıca gibi bir yerde...
Karısı der "Hayır, O Kartal Sahilde"...
Belki de ilk Çapkınlık girişimiydi...
Kazasız belasız atlatıldı ama son olduğuna eminim :)





12 Mayıs 2011 Perşembe

Pek güzel özetlemiş:)

  
Nereden kopyalamışım bulamadım. 
O kadar basit özetlemiş ki...
Çok hoş...
Zaten ne kadar basit, ne kadar sade, o kadar güzel galiba :)

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Kastamonu'ya gitmeli...

Kuzen Asker oldu, yemin etti:)
Biz de cümbür cemaat Kastamonu'ya gittik.
Ağladık, duygulandık, gururlandık...
"Çanakkale içinde aynalı çarşı " türküsü törende çalmaya başlayınca hem şaşırdık, hem daha çok ağladık. Sonradan öğrendik ki, O kastamonu türküsüymüş. Çanakkale savaşında en çok şehidi Kastamonu vermiş...
Sonra askerimizi alıp Kastamonu, İnebolu, Abana, Bozkurt gezdik, durduk...
1500 rakım'da bu eve bayıldık Küre dağında...
Uçakta gibiydik...
Evlerine, tarih kokan sokaklarına, sarı basmasına, taş basmasına, etli ekmeğine, kulaklı mantısına, İnebolu güvecine ve çekme helvasına dibimiz düştü...Yedik durduk...
Ve dedik ki;
Karadeniz'i doya doya gezmeli, denizine, yaylasına, dağına, kanyonuna, doğasına mutlaka dokunmalı...
Balığından, otlu yemeklerinden, lezzetli mutfağından tatmalı...
Ama önce Muş' a gitmeli, küçük askerimizin peşinden...
Şanslıysak Muş ovasında gelincik denizini görebiliriz belki...
Hayırlı teskereler olsun küçük askerime :)
* Ne kadar uzun zaman olmuş bloguma yazmayalı... Takip ettiğim bloglara bakmayalı... Bahar da gelmedi zaten...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...