30 Aralık 2010 Perşembe

TO DO list -1


Bu yıl çok güzel bir yıl olacak.
Biliyorum...


28 Aralık 2010 Salı

Renklen ki Renklendir...

İnsanın işi gücü olmayınca yapacak şey bulamaz ve işte böyle işlerle uğraşır. Bir kaç ihaleye hazırlandık peş peşe. Bir anda işler bitince boşlukda kaldım :)
Ve günlüğümü renklendireyim dedim...
Bugün hava isli, sisli, pis puslu...
Hem soğuk, hem yağmurlu...

"HAYATIN TADINI ÇIKAR" isimli eserimi :)) paint programında yaptım. Bugüne kadar fotoğraf küçültmek haricinde hiç kullanmamıştım. Eğlenceli bir işmiş...

Bu arada ben akşamları ufak tefek el işleri, seramik benzeri biblolar, ufacık tefecik resimler yapıyorum.
Hepsi yaza Alaçatı pazarında satışa çıkacak...
Eh madem Butik Otel açacağız dedik, her yoldan para kazanmalı ve bu amaç için biriktirmeliyiz...

27 Aralık 2010 Pazartesi

Lavanta


Önce "LAVANTA" koyduk adını otelimizin. Banyolarda lavantalı özel sabunlar, lavanta kesecikleri, pencere içlerinde lavanta buketleri ve mönüde lavantalı tariflere yer veririz diye düşündük.
Cleopatranın Sezarı ve Marcus Antonius’u baştan çıkartmak için kullandığı Lavanta uzun zamandır mutfaklarda kullanılıyormuş.Çiçekleri ve yapraklarının taze olarak ve tomurcuklarla, dallarının da kuru olarak kullanılabildiği Lavanta nane ailesinden geliyor ve kekik, biberiye ve adaçayına çok yakın. Rezene, mercanköşk, biberiye, kekik ve adaçayı ile kullanıldığında çok güzel uyum sağlıyor.Anlayacağınız lavantanın kullanımı tamamen bizim hayal gücünüzle sınırlı.
Lavanta maceramızın ilk çıkışından bahsetmeliyim. Uzun zamandır hep lavanta tarlalarım olacak diye hayal ediyorum. Lavantalarım ile Fransızlara bile rakip olabilirim. Neden olmasın...
Çeşme'de Lavanta ekimi ve üretimine çok uygun bir bölge olduğu için bu hayalimi bir gün gerçekleştireceğimden eminim...
Lavanta konusunda bilgisi ve deneyimi olanlar benimle paylaşırsa sevinirim. Ve tabi ki mönümüz için "Lavantalı Tarifler"e ihtiyacımız var. Hımm :) Mesela Lavantalı dondurma, lavantalı sütlaç...

Hayallerimiz...

Bu aralar kime sorsanız ya bir butik otel sahibi olmayı, ya zeytincilik, ya şarapçılık ya da organik tarım yapmayı istiyor, Büyük bir çoğunlukta tekneleri ile sonsuz denizlere açılmak, dünya turu yapmak ve belki de denizde yaşamak istiyor.
Ben farklı olmak isterdim ama nafile...
İstatistiklerde genellemelerin içerisindeyim.
Ben de bir butik otelim olsun istiyorum, delice uğraştığım kahvaltı sofralarım olsun, kavanoz kavanoz vişne likörlerimi güneşin altına sıralayım istiyorum. Mutfakta değişik tatlar üstünde uğraşayım, ellerimle yaptığım rüzgar çanlarını her bir odanın önüne asayım istiyorum. Çok mu şey istiyorum acaba?
Belki bu yolculuğumda siz de bana akıl verirseniz, destek olursunuz, hiç ummadık bir şekilde yeni bir kapı açarsınız belki bana?
Tabi zaman içerisinde beni daha iyi tanıyacaksınız. Beni,yol arkadaşımı, ailemi, dostlarımı, neler yaşadığımı, yaşadıklarımın bana kattıklarını...
Ve en güzeli ne biliyormusunuz?
Bir yol arkadaşım var.
Hayallerime ortak, yaşamıma ortak bir yol arkadaşı, bir sevgili...

Başlarken...

Şu anda benim günlüğümü okumaya başlıyorsunuz.
Bu günlük benim hayallerime giderken, koşarken başıma neler geldiğini ve geleceğini sizlerle paylaşacağım bir günlük olacak.
Yani belli bir konu yok, teknoloji, sanat, yemek, vesaire vesaire...
Şu anda BEN ve gelecekte olmayı hedeflediğim yerdeki BEN'e yolculuktur sizlerle paylaşacağım.
Ben şu anda İstanbul'da bir plazanın bilmem kaçıncı katında çalışıyorum. Bazen bulutlardan yaşadığım şehiri bile göremiyorum.Ama ben Ege'de bir sahil kasabasında butik otelim ve bir küçücük butik aş evim olsun istiyorum. İzmir'den İstanbul'a gelirken tam bir yıl içerisinde geri döneceğime söz vermiştim.Fakat iş güç vesaire sebepleri yüzünden 2 yıl oldu ve ben hala İstanbuldayım.
Ve bu hayalime adım adım yaklaşırken, sizlerle beraber daha kocaman bir yürek olacağıma inandım nedense birden. Sanki daha hızlı ve daha keyifli olacak bu süreç.
İşte böyle bir şey...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...