25 Ocak 2011 Salı

NELİ OLDUĞUNU ŞAŞIRMIŞ TAKVİM-26


Ben yazar veya şarkıcı olsaydım gidip D&R'da otururdum herhalde. Kim alıyor kitabımı veya CD'mi diye... Ne tuhaf bişey. İnsan meraklı bir canlı... Kim gelmiş, kim ne demiş, kaç kere tıklanmış, bloguma bakmışlar mı?... Eğlenceli ve heyecanlı...Bir de ben biraz meraklıyım galiba:)

Çevrenizde yaşayan karakterleri bir düşünsenize...
Hepsi birbirinden ilginç, kimi çok sıradan, sıkıcı, kimi aşırı renkli, ego ego gezen...Ben geçen gün düşündüm, onlarla yaşarken pek anlamıyorsunuz nasıl bir karakterler ormanı içinde olduğunuzu...Ama birisine anlatmaya, tarif etmeye başladığınız zaman anlıyorsunuz, nasıl bir renk, nasıl bir kaynak var çevrenizde...
Evet kısa bir süre içerisinde yazı dizimiz başlıyor...
KARAKTERLER ORMANI...

Bu arada badimle bizim yılda bir kere yaptığımız kendimize yönelik bir seansımız vardır.
Güzel bir yemek, Şarap, hafif bir müzik, dizi çıkmış eşortamanlarımız ile canım arkadaşım badim Elly ile otururuz... Saatler sürer, çoğu zaman güneş doğmadan bir tık önce yatmışızdır...
Kendimize ve birbirimize yukarıdan bakarız. Acımasızca kendimizi ve birbirimizi eleştiririz.
Hiç düşünmediğimiz, farkında olmadığımız, saçmaladığımız, yok saydığımız yönlerimizi, huylarımızı, takıntılarımızı, komplekslerimizi bulup masaya yatırırız...
Çoğu zaman şaşırırız, üzülürüz, irkiliriz, farkına varırırız, güleriz, ağlarız ve çok rahatlarız...
İkimize de çok iyi gelir... Zamanı geldi...Vakit " Kendine yukarıdan bakma zamanı"...
Bu arada Badim Elly'nin de artık bir blogu var... Burada:))

SIRADANLIĞA HAYIR...
PLAZALARA HAYIR...
Çok komik bir milletiz.
Şimdi ben bir plazanın bilmemkaçıncı katında çalışıyorum ya...
Sabahları asansörde sıra oluyor. Bildiğiniz sıra...Sabah ofise çıkmak için 10 dakika asansörde kuyruk bekliyoruz.
Tabi herkes gele gide aşina artık birbirine...Ona rağmen kimse birbirine "Günaydın", "İyi çalışmalar", "İyi günler" ve benzeri olumlu dilekleri dile getirmiyor... Bir asansörün içine doluşan 10 kişi yüzünü kapıya, sırtını arkasındaki insana dönerek, en asık ve en mutsuz hali ile ineceği kata ulaşıyor.
Herkes gri, siyah, lacivert... ( Benim FUŞYA şapkam var, üzerinde de kırmızı, mavi,yeşil çiçekler:)
GÜNÜN YAZIK'ı....
Kuyruğun önünde duran arkadaşlarının yanına gitmek isteyen bir kişiye, kuyruğun arkalarından gırtlağını doldura doldura "Sıra var, sıraaaa" diye bağıran kişi...Ne olacak ki... 8 adet asansör devamlı inip çıkıyor, alt tarafı 1 dakika geç çıkacaksın ofisine...
Ben insanların bu süratini, anlamsız sinirini ve suratsızlığını anlamıyorum... Hepimiz o bağıran adama ÜZÜLEREK baktık.
Ama yine suratsız ve merhabasız asansörümüze bindik, kapıya suratımızı döndük... Heyecanla katımıza gelmeyi bekledik:)

KÖPEK SAHİBİ OLMAK...
Bir kaç gün önce "KUTUP MACERASI diye bir film izledim. Türkiye'de tek seyretmeyen benmişim zaten:) Çok etkileyiciydi...



6 yorum:

  1. Bu öylesine güzel takvimlerin giderek bir kitap havasına bürünüyorlar.Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Ben yerimi bileyim ve blog camiasında takvimlerimle oynaşıp duruvereyim:) Kitap yazmak kolay, mühim olan;gerçek bir yazar olmak ve o kitabı hakikaten bilgi,tecrübe,teknik,hayalgücü ve yetenek ile doldurmak önemli...
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  3. blog için aynen katılıyorum insan merak ediyor ne olmuş ne bitmiş bulaşsan bir dert bulaşmasan bir dert, ve artık giderek dejenere bir toplum halini alıyoruz sanki siz 10 kişilik asansörü diyorsunuz bizim her sabah serviste insanlar sadece kendi duyacakları kadar yarım bir ağızla günaydın deyip biniyorlar ve kimisi hiç demiyor bile selamı sabahı keser bir toplum mu oluyoruz ne ??

    YanıtlaSil
  4. Evet blog işi eğlenceli...
    Ben fuşya şapkamı takıp, herkese en canlı sesimle GÜNAYDINNNN diyorum... BAkalım kim kazanacak bu soğuk savaşı:)

    YanıtlaSil
  5. I like your blog!!!

    Come on http://selenia-levolchanel.blogspot.com
    Baci Selenia

    YanıtlaSil
  6. Thanks Selenia:)
    I like your blog too:))
    I'm a follower now...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...