1 Şubat 2011 Salı

Hayaller Gerçek Olsa Takvimi - 01


Tren ile Kars seyahati...
HAREKET SAATLERİ :     Ve hergün Kars'a tren var:) 
Haydarpaşa K: 07.05 - Kars V: 19.32
Kars K: 15.15- Haydarpaşa V: 05.04
Düşünsenize 36 saat Trende... Yataklı vagon ve yemekli vagon arasında...Yemekli vagonda nefis sigara böreği yerken dışarıdaki kar manzaralarını seyretmek...
Sevgili, Arkadaşlar,Kitap,çeşitli oyunlar, oyun kağıdı,aburlar cuburlar,meyvalar, çerezler, kekler, çörekler, şarap...
Tren genelde çok sıcak olduğu için eşortmanlarla yayılarak geçirilen 36 saat...
Yemek vakitleri yemekli vagonda buluşmak... Dağlar, ormanlar, kasabalar, köyler arasından tıkır tıkır geçerken dostlarla sohbet etmek, sohbetin keyfi ile yavaş yavaş yemek yemek...
Uyku gelince yatacaksın, canın istediğinde kulağında güzel bir müzik ile manzaranın tadını çıkaracaksın, devamlı seyahat psikolojisi ile bir şeyler yemek isteyeceksin, oyunlar oynayıp gülmekten katılacaksın, trenin kokusuna alışacaksın, varış noktasına yaklaştıkça için burulacak, hızlanmak istemeyeceksin...
Tren seyahati ile şu koşturduğumuz hayatta biraz olsun yavaşlamak...
Yavaşlamanın tadını çıkarmak...
Evet GÜNÜN HAYALİ bu... Tren ile KARS SEYAHATİ...
***Bu arada dönüş biraz hızlı olmak zorunda tabi, eğer uzun süreli bir izin söz konusu değil ise:)Uçak ile zıırt diye eve dönüş...Çok hızlı ve teknolojik :(
Sabah kar yağıyordu... Şimdi durdu... Umarım yağmaya devam eder... Bembeyaz olur yollar, çatılar, ağaçlar...Yağar değil mi?...Yağsın...Evde mahsur kalalım...Film seyredelim...Pencere önünde kitap okuyalım...Çok güzel basılmamış karlar var deyip, sokağa fırlayalım...Yağsın...

(MEVLANA'DAN)
BEN DOSTLARIMI RUHUMLA SEVERİM!

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
Ağladım.
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

 Zamanı öğrendim.
 Yarıştım onunla...
 Zamanla yarışılmayacağını,
 zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

 İnsanı öğrendim.
 Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
 Sonra da her insanın içinde
 iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

 Sevmeyi öğrendim.
 Sonra güvenmeyi...
 Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
 sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
 öğrendim.
 İnsan tenini öğrendim.
 Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
 Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim..

 Evreni öğrendim.
 Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
 Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni
 aydınlatabilmek gerektiğin öğrendim.

 Ekmeği öğrendim.
 Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
 Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
 bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.

 Okumayı öğrendim.
 Kendime yazıyı öğrettim sonra...
 Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...
 
 Gitmeyi öğrendim.
 Sonra dayanamayıp dönmeyi...
 Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.

 Düşünmeyi öğrendim.
 Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
 Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
 olduğunu öğrendim.
 Namusun önemini öğrendim evde...
 Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
 gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
 sürmemek olduğunu öğrendim.
 Gerçeği öğrendim bir gün...
 Ve gerçeğin acı olduğunu...
 Sonra kararında acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

 Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
 Olur ya...
 Kalp durur...
 Akıl unutur...
 Ben dostlarımı ruhumla severim.
 O ne durur, ne de unutur...

                     MEVLANA                                     


6 yorum:

  1. ya böyle yazınca gerçekten çok eğlenceli geliyor ama trenin o sesi beni deli ediyor o kadar uzun yolculuk bir zaman sonra işkenceye dönüşmeye başlar diye tahmin ediyorum ve yaşasın hızlı tren diyorum :)

    YanıtlaSil
  2. Tamam, o zaman Haydrapaşa-Eskişehir sabah 7.00 treni ile gidiş, Akşam Eskişehir-Haydarpaşa 19.45 treni ile dönüşü öneriyorum. Ama hızlı değil bildiğin tren... Çok keyifli:)4 saat gidiş, 4 saat dönüş...Eskişehirde çibörek yiyip dönebilirsin:)

    YanıtlaSil
  3. Desteğin için güzel dileklerin için çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Nehir İda'nın güzel annesi...Ben de sağlık ile ilgili problem yaşadım eskiden...Onun için bilirim ne para, ne pul, ne ev, ne iş...Tek ama tek önemli şey SAĞLIK:)

    YanıtlaSil
  5. Hayaller gerçek olsa takvimin,diğer takvimlerin gibi güzel olmuş.Sevdim tren yolculuğunu.Ve Mevlana'nın şiiri yorumsuz güzellikte.Teşekkürler Kırmızı Bandanam,sevgiler...

    YanıtlaSil
  6. Evet Yüreğimi gülümseten kadın, gerçekten Mevlana'nın şiiri yorumsu güzellikte:)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...